Ben güzele güzel demem, güzelin arayışında olmayınca… Binlerce yıldır süren bir arayış… Güzeli arayan, güzeli düşleyen, güzelin parçası olmaya çalışan insanlık, belki de insan olmaya en çok güzeli ararken yaklaşıyor. Savaşların, kavgaların, umut ve umutsuzluğun hüküm sürdüğü bir coğrafyada 100’ü aşkın sanatçı, akademisyen ve kültürel çevreyi dert edinenler “güzeli arayış” çerçevesinde Çanakkale Kepez’de buluştu.

13. yüzyılda Yunus Emre ve Mevlana’ya yakıştırılan bir söz, kongrenin amacını oluşturuyordu: “Güzel tektir sen aynaları çoğaltırsan o da çoğalır.”

12 bin yıldan beri Anadolu topraklarında var olan uygarlıklar üzerine göndermelerde bulunan bu tartışmada bilimin, sanatın, kültürün her alanı irdelendi. İlginç olan, bakan ama göremeyen bir topluma uyarıları da içeriyor olmasıydı. Doğadan matematiğe, matematikten sanata ve yerel kültüre uzanan çok çeşitli başlıklara; şiiri, şarkısı, mitolojisi, siyasal yönetim biçimi ve bireyin mutluluğunu araması açısından da bir yaklaşım getirdi.

‘Umudu kesmemek’

Rating Academy Kuruluşu’nun öncülüğünde, Çanakkale Kepez Belediyesi Turhan Mildon Kültür ve Sanat Merkezi işbirliğiyle, 11-13 Mayıs tarihlerinde yapılan “Bilim, Kültür ve Sanatta Güzeli Arayış” kongresinde kültürün, sanatın, bilimin her dalında paneller yapıldı, bildiriler sunuldu. Kongrenin büyük bir kent yerine bir kıyı kentinde düzenlenmesi nin nedeni ise farklı bir coğrafyaya yeni nefesler getirmeyi amaçlıyor olmasındandı. Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Onur Bilge Kula, eleştirel akıl ve eleştirel sevgiyle bakmamız gerektiğini söyledi: “Eğer insani bir hayat istiyorsak başka insanların da yaşamına olanak tanımalıyız. Tolerans bu noktada önemli. Başkasının olduğu gibi olmasına katlanmak zorundayız. İnsandan umudumuzu kesmemeliyiz ama insan da umudunu kesmemeli” dedi. Kula, sanatın düşünsel bir işlem sürecinden geçirildiğini belirterek “Sanatta düşünce duyumsamaya, duyumsama da düşünceye dönüşür” dedi.

‘Belasını arayan kişi’

2008’de küratörlüğünü yaptığı “Anadolu Topraklarında Güzeli Arayış” sergisinden yola çıkarak kongreye adını veren Gürol Sözen, “Hayatın başladığı binlerce yıl önce insanoğlu ev bark edinirken güzelin peşine düşmüştü zaten. Yediği içtiği kapları res metti. Şiirleri, şarkıları ve şölenleriyle hep güzelin peşindeydi. Güzeli arayış kendimizin bir parçası, hayatın vazgeçilmez bir parçası. Hangi çağda olursak olalım güzeli arayış bir sonsuzluktur ve sevincin, mutluluğun kaynağıdır.”

Grafiker Erkal Yavi ise güzeli arayışın bir yerde son bulması gerektiğini ve bir ürüne dönüşmesi gerektiğini vurguladı: “Bir şairin yazdığı şiirler kitaba dönüşmeli ki topluma ulaşsın ve paylaşım başlasın. Çünkü paylaştıkça çoğalır, çoğaldıkça güçleniriz. Başka türlü güzeli arayışın yolu yok, sonu yok. Ülkemizde şu dönemde ise güzeli arayan kişi belasını arayan kişi haline dönüştü. Dolayısıyla yılmadan, yakasını bırakmadan peşinden koşmalı, her taşın altında güzeli aramalı ve onu önünde sonunda ürüne dönüştürmeli.”

Tiyatro sanatçısı ve yönetmen Ersan Uysal da güzelliğin bir başına olmadığını, çirkini de içselleştirdiğini söyledi.